Unutmayın Hayatta Eşit Değiliz (Tahammül 1)


Dedim ya yazmaya başladım tekrar diye, bir önceki yazımın üzerinden 5 gün geçti ve ben 2 gün daha sabredemedim.

Konumuzun ana teması tahammül etmekten oluşuyor. Bu yazıda en başarılı olduğum konu hakkında sizlere bazı tiyolar vermek istiyorum ama konu çok uzun olduğu için yazı dizisi olarak yazmaya karar verdim.

Hayatın yapı taşı tahammülden oluşmakta...

İnsanlara, hayvanlara, somut ve soyut olan her şeye

Hayat şartları, trafik, geçim derdi, hastalıklar, iş hayatı, aşk meşk dalgaları ya da şu anda aklıma gelmeyen bir çok olgudan dolayı stres altında yaşıyoruz ve bu sebeple hayata karşı yaptığımız tahammülsüzlükler stresimizden kaynaklanan mutsuzluklarımızı ikiye katlıyor. İnsanları kırıyoruz, eşyaları parçalıyoruz, hayvanlara zarar veriyoruz, doğaya zarar veriyoruz ve en önemlisi kendimize zarar veriyoruz.

Bir çok hastalığın sebebi tamamen psikolojiktir. En ufak örnek ile açıklamak gerekirse;
Mesela grip olan bir arkadaşınız ile aynı ortamda bulunuyorsunuz ve kendinizi ondan virüs kapmayacağınıza inandırırsanız emin olun hastalanmıyorsunuz. Ne kadar pimpirikli olursanız o kadar hastalığı kapmaya elverişli oluyorsunuz. Ya da vücudunuzda hafif kırıklık hissettiniz ve kendinize "galiba hasta olucam" gibi cümleler kurduğunuz zaman yine davetiyeyi pullu işlemeli yolladınız demektir. Ne kadar "hastalanmıcam" kelimesini kendinize empoze ederseniz o kadar bu konuda başarılı olursunuz. Bağışıklık sistemimizin maalesef ki dayanamadığı tek şey varsa o da stres ve olumsuz düşünceler.

Stres biz istediğimiz sürece bizim hayatımızda olur ancak. Okurken "Mantıklı şeyler söyle, stressiz hayat mı olur?" sorularını duyar gibiyim. Tabi ki olmaz ama stresi bastırmanız mümkün. Ya da aza indirmeniz...

Gün içinde yaşadıklarımdan dolayı kafamı kemiren onlarca düşünce mevcut. Sürekli düşünüyor ve çözümler yaratmaya çalışıyorum. Başarılı olurum ya da olmam ama mekanizma sürekli çalışıyor ve bu bile benim durulmamı sağlıyor. Öncelikle hayata bakış açınızı değiştirmekle işe başlaya bilirsiniz.

Temel kural 
*Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil

Tahammülsüzlüklerimizin başını çeken uygulaması en zor ama başarıya ulaştığınızda bir kilitin açılmasını sağlayan en önemli düşünce biçimi.

Maalesef ki kendi bildiğimiz, inandığımız düşüncelere karşıt gelen düşüncelere karşı bir türlü hararetimizi kesemiyoruz. Hemen bir gard alma ve savaş alanı oluşturma meyilimiz, bizi istemediğimiz sonuçlarla karşılaşmamıza sebep oluyor. Peki buna neler sebep olabilir?

*Eşit olmayan yaşam biçimi (Zengin, fakir)
*Yetişme tarzı
*Kültür
*Kuşak
*Sahip olunan makam
*Mekan
*Zaman
*Bilgi eksikliği ya da fazlalığı
*Duygular
Ve daha aklıma gelmeyen seçenekler.

Karşındakini ele alırken, seçenekleri ele almak hangi konularda berabere, hangi konuda zayıf ve güçlü olduğumuzu analiz etmek çok önemli. Kuru kuruya düşüncelerinizi karşınızdaki insana inandırmaya, ikna etmeye çalışmak kadar yanlış bir hareket olamaz. Sizin vazifeniz düşüncelerinizi savunmak; savaşmak, kavga etmek değil! Körü körüne karşıt bir düşünce gördüğünüzde, karşınızdaki kişiyle şirk koşmayı bırakın. Burada önemli olan düşüncelerinizi söylemek ise siz zaten bunu yaptınız. O buna katılır ya da katılmaz, kimseyi değiştiremezsiniz bunu unutmayın! Ayrıca dayatmalar hiç bir zaman kalıcı çözümler yaratmamıştır.



Yazının devamı haftaya :)
Haftaya görüşmek üzere

0 yorum :

Yorumunuz için teşekkür ederim